Bulgaristan Karavan Rotası: Sofya Gezilecek Yerler

Balkanların en eski şehirlerinden biri olan Sofya, klasik Avrupa başkentlerinin kalabalığından ve turistik gürültüsünden uzak; daha sakin, daha yerel ve keşfetmesi kolay bir şehir. Şehir, Balkanlar ile Orta Avrupa arasında bir geçiş noktası olduğu için tarih boyunca Roma, Bizans, Osmanlı ve Sovyet etkilerini aynı anda taşıdığından bu durum Sofya sokaklarında birkaç adımda farklı bir döneme geçiyormuş hissi yaratıyor.

Sofya’da tarihi yerleri gezmek için kapalı müzeleri tercih etmenize pek gerek kalmıyor. Sokaklar adeta açık hava müzesi gibi; antik tiyatro şehrin bir kısmını kaplıyor diyebiliriz. Roma döneminden kalma Serdika Antik Kenti kalıntıları metro çıkışının hemen yanında yer alıyor.

Altın kubbeleriyle Balkanlar’ın en etkileyici yapılarından biri olan Aleksandr Nevski Katedrali şehrin simgesi haline gelmiş durumda. Bizim Sofya’da bulunduğumuz saatlerde katedral kapalı olduğu için içerisini ziyaret edemedik fakat dışarıdan gezme fırsatı bulabildik.

Birçok dine ev sahipliği yapan Sofya’da Müslümanlık ve Hristiyanlık etkilerini net bir şekilde görebiliyoruz. Osmanlı döneminden kalma ve hala faaliyetine devam eden Banya Başı Camii şehrin önemli uğrak noktalarından birisi. Diğer dini yapılardan olan Sveta Nedelya Kilisesi ve Sveti Georgi Klisesi şehrin önemli dini merkezlerinden başında sayılabilir. Bu yapılar birbirine birkaç dakikalık yürüme mesafesinde. Farklı dinler, farklı imparatorluklar ve farklı dönemlerin aynı merkezde buluşması Sofya’yı özel kılan şeylerin başında geliyor.

Sofya’da bulunan en eski yapılardan biri olan Sveti Georgi Klisesi ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı sırt sırta yer alıyor. Biz kiliseye girerek eski otantik dokusunu görme fırsatını yakaladık. İçeride ölen birinin ardından yapılan bir ayine denk geldik. Papaz dualar okuyor diğer insanlar da ağlıyordu. Şöyle bir düşününce acılarımız da, dualarımızın yapılış amacı da, sevinçlerimiz de insanlığımızın, insan oluşumuzun ortak noktası. Kilisede bir süre vakit geçirdikten sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayında nöbet tutan askerlerin önünden buradan ayrılıyoruz.

Genel olarak hep böyle mi yoksa sıcaktan mı bilinmez Sofya’da dolaşırken çok fazla kalabalık olmadığını fark ettik. Ancak aracımızı park edecek yer zar zor bulabildik. Karavan/minibüs tarzı araçlarla seyahat ediyorsanız güvenli bir park alanı bulmak büyük bir sıkıntı haline gelebiliyor. Bu nedenle izbelikte olmayan, şehir merkezlerinde yer alan ve mümkünse güvenliği bulunan otoparkları tercih etmenizi tavsiye ederim. Park yerini hallettikten sonra Banya Başı Camii’nin bulunduğu noktaya ulaştık. Burada tarihi camiyi gezdik ve içine girdik. Cami etrafında çok sayıda Türk lokantası bulunuyor ve Türkçe konuşuyorlar. Özellikle bizim gibi domuz eti yemiyorsanız Türk lokantalarını gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz.

Sofya’ya gittiğimizde işaretlediğimiz yerlerde bulunan katedraller kapanmıştı bu nedenle katedrallerin içlerini maalesef gezemedik ama dışarıdan gezme imkânı bulduk. Dönüşte yine Sofya üzerinden dönüş gerçekleştirecek olursak belki buraları gezmek için de durabiliriz diye düşündük. Eğer buraya gelme sebebiniz tarihi ve kültürel bir gezi yapmaksa mutlaka bu yapıların açık olduğu saatlere göre hareket etmeniz gerekiyor. Bizim asıl amacımız deniz, kum, güneş üçlüsüne ulaşabilmek için Adriyatik Denizine gitmek olduğu için vaktimizin çoğunu sokakların atmosferine ayırdık.  

Sofya’da şehrin ortasında eski bir antik tiyatro kalıntısı bulunuyor. Gerçek hali oldukça büyük bir amfi tiyatrodan kalma kalıntılar şehrin çeşitli yerlerinde sergilenen açık hava müzelerinde görülebiliyor.

Gittiğimiz dönemde para birimi olarak hem Euro hem de kendi para birimleri olan Leva kullanılıyordu fakat Ocak 2026’dan itibaren sadece Euro para birimi geçmeye başladı. Biz o dönem Euro ve Leva ile ilgili bazı sıkıntılar yaşadık. 10 € tam 20 Leva etmiyordu. Her seferinde para değişimi yapmaktansa Euro ile ödeme yapmak istedik fakat bu küsuratlı hesap Euro ile ödemelerde bize biraz zarar ettirmişti. Örneğin Avrupa’da çok yaygın olan Lidl markette Euro geçmiyordu sadece Leva geçiyordu. Bu nedenle kredi kartı ile ödeme yapmak zorunda kalmıştık. Artık Euro kullanımına geçildiği için çok şükür bu karmaşa ortadan kalkmış oldu.

Araçla ilerlerken şehrin merkezinde yer alan Ulusal Kültür Sarayının ihtişamını seyretmek oldukça güzeldi. Buradan Makedonya’ya yaklaşık bir saatlik yolumuz vardı ve hava kararmıştı. Gece ülke sınırını geçmek istemediğimiz için yol kenarlarında yer alan uygun park alanlarında konaklamayı tercih ettik.

Bulgaristan’dan ayrılırken aklımızda kalan en net şey; Sofya’nın o karmaşadan uzak, insanı yormayan karakteriydi. Şehir merkezindeki Ulusal Kültür Sarayı’nın ihtişamlı ışıklarını dikiz aynasında bırakırken, önümüzde yaklaşık bir saatlik bir Makedonya yolu ve kalbimizde yeni bir ülkenin heyecanı vardı.

Sofya, bizim için Adriyatik yolculuğunun en dingin ve beklediğimizden daha “Avrupalı” duraklarından biri olarak hafızamıza kazındı. Siz de bizim gibi çocuklu ve karavanlı bir aileyseniz, Sofya’ya bir şans verin; ancak park yeri ve müze saatleri konusundaki notlarımızı mutlaka ajandanıza ekleyin!

Bir sonraki durağımız: Makedonya’nın sınır kasabaları ve Karadağ’ın eşsiz doğası… Yolculuğun devamında görüşmek üzere!

Siz Sofya’yı ziyaret ettiniz mi? Karavanla park yeri bulmakta zorlandığınız başka şehirler var mı? Yorumlarda buluşalım!”


BURADAN GİDİYORUZ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑