Karavanla Şile’de Huzuru Yakalamak: İstanbul’dan Kaçış

Hafta içi tam gün çalıştığımızdan hafta sonunu herkes gibi biz de iple çekiyoruz. Yeni yerler keşfetmeye, karavanla kamp yapmaya uygun lokasyonlar bulmaya çalışıyoruz. İstanbul içerisinde ailece rahat edebileceğimiz, karavanımızda konaklayabileceğimiz ve keyifli bir kamp yapacağımız alan bulmak bir hayli zor olabiliyor. Hem deniz kenarı hem de ağaçlık bir yer arıyorsanız Karadeniz sahilleri bunun için uygun tercih olabilir. Riva‘dan başlayıp Kocaeli sınırına kadar olan kıyı şeridinde uygun alanlar bulabilirsiniz. Anadolu yakasında yaşadığımızdan keşif faaliyetimize şu an için buradan devam ediyoruz.

Şile sahil

Bir hafta sonu kaçamağında denk geldiğimiz ve üstüne iki kez daha gidip kamp yaptığımız Şile Kumbaba sahilinden bahsetmek istiyorum. Şile; İstanbul’a en yakın tatil beldelerinde birisidir. İstanbul’un Karadeniz’e bakan kuzey kesiminde yer almakta olup, yaklaşık 50 bin nüfusa sahip şirin bir ilçedir. İstanbul’a bağlı olması nedeniyle yazın burada yaşayan insanların kamp yaptığı, denize girdiği ve şehrin keşmekeşliğinden kurtulup biraz nefes alabildiği güzel bir sahil kasabasıdır. Maalesef bizim çok sevdiğimiz bakir kalan koylardan bu lokasyonda pek bulunmuyor. Her yer küçüklü büyüklü işletmelerle dolmuş durumda. Kış aylarında insanların girmesini engellemek için bu yerlerin girişlerini ağaç kütükleri, içi kum dolu boya kovaları gibi malzemelerle kapatmışlar. Azmettik ve müsait olan bir alan bulup kamp yapmayı başardık. Gece soğuk olduğundan kamp ateşimizi yakıp ısınıyoruz. Ateşi yangın tehlikesine karşı bagajda taşıdığımız metal kovamızın içerisinde yakmaya özen gösteriyoruz. Kış kamplarında çadır ya da soğuktan korunmak için gireceğimiz korunaklı bir alanımız yoksa yemek için uzun uzadıya sofra kurmak yerine ekmek arası köfte, sucuk gibi çabuk yenebilecek yemekleri tercih ediyoruz. Ekmeğin arasına konulacak malzemeleri karavanın mutfağında hazırlayıp sadece mangalda pişen etleri ilave ediyoruz. Çünkü karavancı keyif insanı olmakla beraber bazen pratik de olmak zorunda olabiliyor 🙂

Gece karavanla kamp bir başka güzel

Karavanda

her daim

çayımız vardır 🙂

Yemeğimizi yiyip ardından demlediğimiz tavşan kanı çaylarımızı içtikten sonra ateş başında müzik yapma/dinleme ve sohbet etme faslına geçiyoruz. Bazen derin mevzulara dalıp ortamın güzelliğinden uzaklaşsak da sessiz olduğumuz her dakika biraz daha benliğimize dönüyor iç sesimizi dinliyoruz. Gerçekten büyük bir huzur.

Uykusu gelen karavana geçip yatıyor son kalan dışarıyı topluyor desem de inanmayın karavanda her şeyi yardımlaşarak yapmak durumundayız. Ateşi söndürme, mutfak malzemelerini, masa ve sandalyeleri toplama, bulaşıkları yıkama, çöpleri dökme gibi görevleri paylaşarak gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Güne bu manzarada uyanıyoruz

Bu arada evden çıktığımız andan itibaren hava soğuksa vebastomuzu mutlaka açıyoruz. Kış kampları için vebasto olmazsa olmaz bir cihaz. Bizim vebasto gece boyunca içeriyi 23-24 derede tutacak şekilde ayarlandığında çok az yakıt harcıyor. Tek sıkıntısı biraz gürültülü çalışması ama insan ona da alışıyor. Güzel bir uyku sonrası kapımızın denize karşı açılması muazzam bir his. İnsanın içine adeta mutluluk akıyor. Karavan kapısını açıp tertemiz oksijeni içimize çekiyoruz. Mis…

Yoğun geçecek bir mesai haftasına zihnen ve ruhen kendimizi hazırlıyoruz. Burada bedenen çok dinleniyoruz dersem yalan söylemiş oluruz. Çünkü karavanda sürekli bedeniniz çalışıyor. Vücudumuzun işe güce değil de biraz da keyiflenmek için yorulmak iyi olmaz mı?

Ruhumuz huzurla doldu, enerjimiz maksimumda sabır depolarımız boşaldı yeni haftaya kendimizi hazırladık. Ya sen ne durumdasın?


BURADAN GİDİYORUZ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑