2019 yılında gittiğimiz Kissebükü’ne bu sene tekrar gitmek istedik. Yolu oldukça kötü olan Kissebükü’ne karavanla yavaş bir şekilde sağ salim inebildik. Geçmiş yıllara göre yolu biraz daha düzeltmişler. Eskiden tarla toprağı gibi olan kısımları şimdilerde mıcır kum karışımı bir malzeme ile doldurmuşlar. Biz motokaravanla indik, binek araçlar da rahatlıkla gelebiliyor ama tahminimce çekme karavan zorlanacaktır. Motoru güçlü belki 4×4 bir aracın çekeceği çekme karavan da inebilecektir.
Daha önce geldiğimizde tarihi kalıntılar bulunmaktaydı fakat herhangi bir arkeolojik kazı yapılmamıştı. Şimdi Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından arkeolojik kazılara başlanmış ve plajın üst tarafı insan kullanımına kapatılmış durumda. Burada bulunan Erken Hristiyanlık Dönemi’ne ait kalıntılarla birlikte ayrıca Cumhuriyet dönemine ait sarnıç, konut ve şehit mezarlığı da bulunmaktadır. Eskiden aracımızı park ettiğimiz noktalara artık kazı sebebiyle erişim sağlayamıyoruz. Umarım turizme katkı sağlayacak harika bir kazı olur.



Burada herhangi bir tesis bulunmuyor fakat plajda bulunan bir minibüs içerisinde köfte tavuk balık ve benzeri yiyecekler pişirilerek satılıyor. Minibüsün önüne birkaç tahta masa konulmuş, ufaktan işletme olma yolunda ilerliyor. Fiyatlarının makul seviyelerde olduğunu duyduk fakat karavanla stoklu gittiğimizden bizim herhangi bir şeye ihtiyacımız olmadı.
Kissebükü’nün denizi taşlık, boyu geçen kısımlar kumdan oluşuyor. Girerken deniz ayakkabısına ihtiyaç oluyor. Denizin dibi çok temiz, balık açısından da çeşitlilik var. Gece konaklayacaksanız yanınızda olta getirebilirsiniz. Koy; zaman zaman kıyıdan esen rüzgârlara maruz kalıyor, bu zamanlarda denize girmek pek tat vermiyor. Fazla dalga olmasa bile rüzgarın sertliği sebebiyle sudan çıkıldığında pek dışarıda durulmuyor. Bizim bu rüzgarda şemsiyemiz uçtu. Yakalamak için baya yüzmem gerekti. Sağ olsun demirlemiş teknelerden suya atlayan bir turist şemsiyeyi yakalayarak kapattı. Yanına yüzüp teşekkür edip aldım. Fakat şemsiyenin uçmaması için iplerle taş ağırlık bağlamıştık. Bu ipler şemsiyenin üstünde kalmış ve ben yüzerken ayaklarıma dolandı. Ayaklarımdan ipleri kurtarmak isterken deniz ayakkabılarım ayağımdan çıktı. Ayağıma şemsiyenin ipi dolanmış halde yaklaşık 5 dakika yüzdüm ve zar zor sahile gelebildim. Deniz ayakkabılarımın bir tanesini yaklaşık 3,5 metre derinlikten bulup çıkarttım fakat diğer tekini bulamadım. Kisse’de kaybımız bir deniz ayakkabısı oldu.

Kissebükü’nde kontrollü bir şekilde mangalınızı yakabilirsiniz. 2019 yılında geldiğimizde genelde tekneciler tarafından tercih edilen çok fazla insan tarafından bilinmeyen koy, şimdilerde yerel halk tarafından oldulça sık ziyaret ediliyor. Bu ziyaretler bu bölgenin gelişmesine katkı sağlamakla birlikte çok fazla çöp ve pisliğe de neden olmuş durumda. Belediye çöp konteynırı bırakmasına rağmen çöpler etrafa atılmış hatta çalıların arasına sıkıştırılmış halde. Ne çok seviyoruz arkamızı kirletmeyi… Her gelen bir çöp temizlese ya da en azından çöpünü atmasa, mangalını doğaya zarar vermeyecek şekilde yaksa ve söndürse, gelen tekneler sintinelerini basmasa harika bir yer olarak nesilden nesile aktarılır.
Kissebükü’ne gelinir arkadaşlar. Kamp yapılır, istediğiniz kadar konaklayabilirsiniz. Gelirken su ve yiyecek bakımından tedarikli gelmeniz lazım. Biz Kissebükü’nü çok seviyoruz. İmkan oldukça gelip karavanımızla konaklamaya devam edeceğiz. Her geldiğimizde daha temiz bulma ümidiyle hoşçakal kissebükü…
BURADAN GİDİYORUZ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
Yorum bırakın