Madrid’e Yolculuk: Seyahat Hikayemiz ve İpuçları

Eşim Gökçe’nin yürütücülüğünü yaptığı projenin toplantısının İspanya’da yapılacağını duyar duymaz  kızım Masal ile bu seyahate dahil olmaya karar verdik. Sonuçta birileri çalışabilir, ama pek tabi diğerlerimiz bunu fırsata çevirebilirdi. Öyle de oldu:)

Gökçe; uçak biletlerini, kalacağımız yeri, kendi iş akışına göre planlıyor, ben ise; müze, gezilecek, görülecek yer araştırması yapıyordum. İlk başta hazır İspanya’ya gidiyorken toplantının yapılacağı Madrid dışında Barcelona, Valencia ve diğer şehirleri de gezelim diye düşündük. Fakat Madrid’te gezilecek yerlerin fazlalığı karşısında 3-4 gün sürecek iş ile birleşik bu seyahat için diğer şehirlere gitmenin anlamsız olacağına karar verdik.

Biletlerimizi Pegasus’tan aldık. Sabiha Gökçen-Madrid uçuşu yaklaşık 4 saat sürüyor. Pasaport işlemleri için 2,5-3 saat önce havaalanında olmakta fayda var. -Pegasus’un defalarca SMS olarak da belirttiği gibi sırt çantası ya da kabin boy bagajdan yalnızca birini kabul ediyorlar. Yurtiçi uçuşlarda bazen göz yumdukları bu durumu da buradan belirtmiş olayım- Yan yana oturmak için online check-in yaptırmadık, görevlilerden yardım istedik. Sağ olsun yer ekibi çok yardımcı oldu ve en arka sıra da olsa yan yana olacak şekilde biletlerimizi aldık.

Pasaport kontrolü için sıraya girdik. Önümüzde yirmili yaşlarda üç genç valizlerindeki deodorantın uçağa alınmayacağını anlayınca (neden oraya kadar akıl edemediler hiç bilmiyorum) orada sıkmaya karar verdiler ve valizlerini açmaya başladılar. Biz arkalarında olayı anlayana kadar gençlerin önünden sıra ilerlemeye başladı. Sıra ilerleyip bizler gidemeyince bu sefer aradan insanlar sıraya kaynak yapmaya başladılar. Yurtdışına çıkarken zaten insan gergin oluyor, bir de bu saçma durum eklenince iyice sinirlendik. Neyse baktık herkes araya giriyor, gençlerin önüne geçip ilerledik. Adamın biri bizim arkamızdan geldi, önümüze geçmeye çalışıyor. Bu adam aradan kaynak yapanlardan birisi; ailesi ön tarafa geçmiş kendi kalmış. Gökçe adamı uyardı, adam yabancı uyruklu; önde ailem var falan diye bağırmaya başladı. O öyle bağırınca ben de bağırmaya başladım elimle kolundan biraz ittirerek bana doğru dönmesini sağladım. Masal olaydan korkmuş olacak ki ağlamaya başladı. Zaten nedensiz bir gerginlik de var üzerimizde, adama daldım dalacağım! Hem kendi ülkemizde bize artistlik yapıyor, hem eşime bağırıyor, yok ya! Burası Türkiye aslan parçası! Tam olay daha kötü yerlere gidiyorken o sırada bir polis memuru geldi. “Ne oluyor hocam, siz gelin ben size yardımcı olacağım dedi.” Ben de durumu kısaca anlattım, kendi ülkemizde bunu nasıl yaşayabiliriz diye hayıflandım. Sağ olsun memur arkadaş bize yardımcı oldu, en öne aldı. Bizde de hata olmuş; karışık olan sıraya girmişiz, Esasında yalnızca Türk vatandaşlarının olduğu bir sıra varmış. Oraya girsek belki sorun çıkmayacaktı ama ne olursa olsun. Bu tipler Avrupa’da böyle hareket etse bir daha o ülkeyi bırak, Avrupa’ya giremez, ama maalesef burada kendilerini bir şey sanıyorlar. Masal bu durumdan çok etkilendi, bir süre sakinleşmesini bekledik ve daha sonra pasaport kontrolünden geçtik.

Yaşadığımız olay bizim moralimizi oldukça düşürdü ama bir aptal adam için daha yeni başlayan seyahatimizi rezil edemezdik. Ailece bir kaç dakika olay hakkında konuştuk ve olanları geride bırakarak kendimizi dutyfree mağazalarının parfüm kokularına bıraktık 🙂

Fiyatlar tabi ki de Türkiye’den oldukça farklıydı. Parfümler ve alkollü içecekler Türkiye’den ucuz, yalnız tütün ürünleri oldukça pahalıydı. Sevdiğim bir kaç parfümün fiyatlarına baktım. Mesela Giorgio Armani Aqua Di Gio 200ml 123 Euro, 100ml 93 Euro. Diesel fuel for life 50ml 19 Euro. Ekonomik bir seçim olarak Davidoff Cool Water 125ml 29,95 Euro. Bu fiyatları hem Madrid dutyfree mağazalarıyla hem de Madrid’teki parfümeri fiyatlarıyla kıyaslamak istiyordum. Bu nedenle kokusunu beğendiğim parfümlerin fotoğraflarını çektim. Alışveriş ve fiyatlarla ilgili ayrıntılı bir yazımız da olacak merak etme 🙂

Alışveriş faslı bitince uçağın kalkacağı kapıya gittik. Uçak yarım saat rötar yaptığı için bekleme süremiz oldukça fazla oldu. En sonunda uçak geldi ve biz yerimize oturduk. Masal’ın ilk uçak yolculuğu olduğu için özel bir yolculuktu. Her detayı görmesini arzu ediyordum. Güvenlik uyarıları sırasında koridordan bakmak ister misin diye sordum ve kabul etti. Dikkatlice kabin görevlilerini ve onların uyarılarını dinledi. Yerlerimize geçtik, kemerlerimizi bağladık ve Madrid’te yaşanacak güzel anılar için uçağımız havalandı. Gökçe; acıkırız diye kahvaltı paketi almıştı. Bir sıcak kahvaltı, bir börekli kahvaltı ve bir de sandviç. Börekli kahvaltıda; su böreği, bir kaç çeşit peynir, yeşil ve siyah zeytin, tereyağı, bal, Sıcak kahvaltıda; peynirli omlet, salam, tereyağı, zeytin, domates ve küp küp doğranmış bir kaç çeşit meyve bulunuyordu. -Yemek seçiminizi biletle birlikte yaparsanız uçak içerisinden daha ekonomik fiyatlı alabiliyorsunuz-

Yemekler yendi, sabahtan beri yaşadığımız gerginlik ve yorgunluk ile birlikte dinlenme, kitap okuma, sohbet etme aktiviteleri ile 4 saat göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Uçağımız Madrid Barajas Uluslararası Havalimanına iniş yaptı. Bu havalimanı oldukça büyüktü , uçak indikten sonra uzun bir süre taksi yaptı ve bir yerde durdu. Otobüslerle giriş kapısına kadar gittik. Burada pasaport işlemleri için sıraya geçtik. Polis memuru hiç bir soru sormadan pasaportlarımızı onayladı ve artık Madrid’e giriş yapmış bulunuyoruz arkadaşlar 🙂

Seyahat hikayemiz burada sona eriyor. Şimdi artık Airbnb’den kiraladığımız eve gitme ve yeni yerler görme vakti. Yeni yazımız yakında geliyor, o zamana kadar buradan gidiyoruz. Sormak istediğin sorular için mesaj atabilir, Instagramdan veya Facebook’tan ulaşabilirsin. Takipte kal, hoşçakal 🙂


BURADAN GİDİYORUZ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑